Her sabah kalkıp gazetelerin internet sitelerine bakarım. Favorilerim "Milliyet, Hürriyet, Radikal, Vatan, Taraf".
Hiç kaçırmadığım yazarlar; Asaf Savaş Akat, Radikal'in tüm ekonomi yazarları, Halil Berktay, Murat Belge, Süleyman Yaşar. Diğer yazarlarımız kusuruma bakmasınlar. Belki bir gün onları da keşfederim..
Ama içim bayıldı... Şu "belge" dedikleri, bilgisayarda bulunduğu ileri sürülen, ne olduğu belli olmayan dosya. Yok falancanın imzası varmış da vs vs. Bilgisayarda böyle dosya hazırlamanın mümkün olduğunu en iyi AKP'nin kendisi bilir (Mersin mitinginde fotoshop ile meydanı kalabalık gösterme olayını hatırlatırım). Bunu bile bile ortalığı velveleye verenler de onlar.
Sabah sabah midem kalktı. Bu olay gazete okurlarını ve kamuoyunu aptal yerine koymaktan başka birşey değil.
Hatırlarsanız, bir kaç yıl öncesinde Bosch'un altında Robert Bosch imzalı bir reklamı vardı "Insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim".
Bir dosyaya "Tüm mirasımı Mamuli'ye bırakıyorum" yazıp altına da reklamdan Robert Bosch imzasını kopyalasam ve belgesi de burada deyip Bosch üzerinde hak iddia etsem kim beni ciddiye alır?
Gazeteciliğin gelen her dosyayı araştırmadan manşete taşımak olduğu sananların, benim de dahil olduğum gazete okurlarını ve kamuoyunu aptal yerine koymalarını hazmedebilmiş de değilim.
Belge geyiğinden İçim bayıldı
19/6/2009 ·
Taraf'ta yengeç yürüyüşü
7/5/2009 ·
İbretle okuyorum Ahmet Altan'ın "Taraf"taki yazılarını. Siyah ile beyaz bile siyah-beyaz değilken, "siyah mısın yoksa beyaz?" tipi indirgemeci soruların arkasına saklanıp sergilediği liberal tavırlarını ibretle izliyorum.
Liberal ne demektir?
- Ahmet Mehmet Altan kardeşler demektir.
- Herhangibir ideolojiye angaje olmamış kişi demektir.
- Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler düsturunu şiar edinmiş vurdumduymaz kişi demektir.
- Etik yoksunluğunu mazur gösterme sıfatı, veya yüzsüzlüğü gizlemek için yüze sürülen fondöten demektir.
Bana göre liberal renk tayfını görebilen kişidir ve bunu özelliğin tarihsel bir varlık olarak insanın olmazsa olmaz önkoşulu olabilecek kadar önemli olduğunu düşünüyorum.
Bir solcu herşeyden önce liberal, daha sonra anlayışı ve yaptığı seçimlerle solcu olmalıdır derim.
Ahmet kardeşimizin yazılarına dönersek, "siyah beyaz" tavırlı yazıları onun ne liberal ne de solcu olamadığının belgesidir.
Çiğlik, zaman zaman yazılarını öylesine kaplıyor ki, kendi yazar arkadaşları bile bu üslupsuz üsluba uzaktan bakmayı yeğliyor.
Eğer Ahmet Altan gazetenin tiraj kaybına bir çözüm arıyorsa, ilk önce kendi yazılarının daha sonra gazetedeki bazı yazarların "çiğliğine" kafa yormalıdır derim.
Bürokratik keyfiyet
24/4/2009 ·
Yıllar önce motorlu taşıtlar vergisini Ziraat Bankasının bir şubesinden yatırmaya yeltenmiştim.Kapıda uzunca bir kuyruk. Yağmur atıştırmaya başlayınca müşteriler bankanın içine doldu. Kuyruk kültürü kıt milletimiz böyle uzun bir kuyruğu kurmakta biraz zorlandı tabi.
Banka memurelerinden biri, duruma sonu "sizi içeriye aldığıma pişman etmeyin" diye biten bir azarla el koydu. Yanılmıyorsam, kasketli 50-60 yaşlarında bir amca, "bunlar böyle" diye mırıldanmıştı.
Artık Ziraat bankası daha müşteri odaklı bir anlayışa sahip, yukarıda anlattığım gibi olaylar geçmişte kalmıştır sanırım ama , bu olay memur zihniyetini çarpıcu bir şekilde ifade ediyor.
bu zihniyetin kökleri çok daha eskilere dayanmaktadır. Aşağıdaki pasaj Şerif Mardin'in "Türkiye'de Toplum ve Siyaset Makaleler 1" kitabından alınmıştır.
"Cevdet Paşa, trarihinin bir bölümünde, Sultan II. Mahmut zamanında halk arasında dolaşan dedikoduların tartışılması için toplanan bir divandan bahsediyor. Bu divanda devrin devlet adamları dedikoduların yayılmasını önlemek için ne yapılması gerektiğini konuşurken, sultan Mahmud devrinin meşhur simalarından Halet Efendi şöyle bir hal çaresi teklif etmiş:'Şimdi Okçularbaşı'ndaki berberin başı kesilsin. Saire havf ve dehşet gelir ve eracifin arkası kesilir.' Ancak divanda olanlardan birisinin 'aman o benim berberimdir' demesi üzerine Halet Efendi:'Öyle ise başkasının başı kesilsin' buyurmuşlar.'..."
O günden bu güne elbette olumlu anlamda çok şey değişti ama bazı şeyler de değişmedi. Keyfiyet değişmedi. Örneğin vergi gibi çok önemli bir konuda birilerine bir anda milyar liralik vergi borçları çıkarılabiliyor. (Aslında bu olay çok önemli ve halkın bu olayın önemini henüz kavrayamadığını düşünüyorum.)
Üzücü olan şu ki, halk bu bürokrasiyi denetleyebilecek, ona şekil verebilecek bilgiye ve güce sahip olmadığı gibi, bürokrasinin her iki kanadının yerine koyabileceği bir alternatife de sahip değil...
Özetle eski tas eski hamam bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.
Kapital'i anlamak
22/4/2009 ·
Ertuğrul Özkök NTV'deki "Haydi gel bizimle ol" programında itiraf ettiği gibi, öğrenciliğimde ben de Felsefenin Temel İlkeleri' nin anlaşılır sularında yüzmüş, Kapital'in yapraklarını çevirmiş olsam da okuma girişimlerim yarıda kalmıştı.
Unumuzu eleyip, eleğimizi astığımız bu günlerde eski defterleri tekrar karıştırmaya başladım. Kapital başucumda. Keyifle okuyorum. Belki de hatamız buydu. Okumayı, kendimize görev bilerek okumaya çalıştık ve anlamadık tabi. Keyifle okuyunca anlaşılmayan yerler "bulmaca" haline geliyor. Bulmaca çözmeyi sever misiniz?
Eleştirel akıl olmadan okuduğumuzu anlayabilir miyiz? Bir diğer sorunumuz da buydu. Okuduklarımız eleştirel bir aklın süzgecinden geçirmiyor/geçiremiyorduk. Hem, eleştirebilecek bilgi ve birikime sahip değildik, hem de en ufak eleştiri içinde bulunduğumuz toplumsal gruptan dışlanmamıza neden olabilirdi.
Devrimci olma iddiasında bulunmak ama okunan bir kitaptaki bir iki cümleyi bile devirecek cesaret, olgunluk ve ortamdan uzak olmak.
Ezbere konuşmak. İşte çoğunlukla yaptığımız buydu. Çünkü ezbere dayalı, yalanlarla dolu bir eğitim sisteminden gelmiştik. Yaşadığımızı, hissettiğimizi değil, yazılanı söylemeyi öğrenmiştik. Herhalde sosyalist literatürü okuma yerine hatmetme yolunu seçen ender ülkelerdeniz.
Kırkından sonra tekrar yola koyulduk. Net tarafa gidiyorsun diye soracak olursanız, kocaman bir ırmak akıyor, akıntı yönünde kıyıdan ilerliyorum derim.
Türkiye Ermenistan Azerbaycan
22/4/2009 ·
Neden?
Neden bu üç ülke kanlı bıçaklı?
Neden Türkler Ermenileri, Ermeniler Azerileri?
Bir sebebi olmalı?
Konu ile ilgili köşe yazarlarını okumaya çalışıyorum. O onu yapmış, bu bunu yapmış. Falanca soldan çalım atarken filanca sağa dönmüş vs vs.
Neden...
Gökte bir öküz varmış, adı Pervin;
Bir öküz de altındaymış yerin.
Sen asıl iki öküz arasında
Tepişmesine bak şu eşeklerin!
(Ömer Hayyam)
Eşşek gibi tepişmeye hazır olana semer vuracak çok olur.
Yüzyılı aşkın süre onun bunun eşekliğini yapmaktan yorulmadık...
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Belge geyiğinden İçim bayıldı
- Taraf'ta yengeç yürüyüşü
- Bürokratik keyfiyet
- Kapital'i anlamak
- Türkiye Ermenistan Azerbaycan